Sosyal medyanın önlenemez yükselişinin sürdüğü günümüzde, iletişimde büyük bir paradigma değişikliğinin yaşandığı herkes tarafından kabul ediliyor. Özellikle son on yılda teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor ve bizler web 2.0’ı yeni anlamaya başlamışken dünya web 3.0’ı konuşuyor.
Sosyal medya neden bu kadar önemli? Tüm dünyada gazete dergi satışları düşüyor, intenet kullanımı artıyor. Sosyal medya yeni bir okuyucu kitlesi yarattı; aradığı bilgiye web üzerinden ulaşmaya çalışan ve araştıran bir kitle. Pazarlamacılar tarafından ‘shopper’ olarak tanımlanan bu yeni tüketici kitlesi, kendi araştırdığı bilgiyi daha değerli buluyor. İnsanlar artık neredeyse hastalıklarının teşhisini bile internetten buldukları bilgilere göre kendileri koyuyor. Nasıl tatile çıkmadan önce gidilecek otelin veya tatil bölgesinin kurumsal sitesine değil, gidenlerin yorumlarına bakıyorlarsa, herhangi bir ilacı kullanmadan önce de hastalık ve tedavisiyle ilgili diğer hastaların durumunu ve yorumlarını inceliyorlar. Birçok sosyal medya sitesinde insanlar hastayım der demez birileri bildikleri yararlı bitkileri, ilaçları önermeye başlıyor.
Sosyal kurallar değişiyor. İnsanlar kendileriyle ilgili bilgileri paylaşmak konusunda eskisine göre daha istekliler. Facebook ise yeni sosyal gerçeğin basit ve güçlü bir yansıması.
Altıncı doğum gününü kutlayan ve şu anda internette Google’ın ardından ikinci en popüler site olan Facebook’ta kullanıcılar günde 55 milyonun üstünde güncelleme yapıyor ve her hafta 3,5 milyardan fazla içeriği başkalarıyla paylaşıyorlar. 350 milyonun üzerinde kullanıcısı olan Facebook’un hedef kitlesinin yaklaşık %70’inin Amerika Birleşik Devletleri dışında olduğu açıklandı.
Sosyal ağlardaki olağanüstü büyümenin en önemli nedeni “ağ etkisi” kavramıyla açıklanıyor. Aslında telefonların hızlı yayılmasını açıklamak için oluşturulan bu deyim, bir iletişim ağının kullanıcılar için değerinin kendisine bağlanan kişi sayısıyla katlanarak arttığını ifade ediyor. Bu, bir sosyal ağın kullanıcılarının başlangıçta yavaş büyüdüğü, belli bir noktayı geçtiğinde ise patladığı anlamına gelmektedir. Şu anda yaklaşık 58 milyon üyesi olan LinkedIn’in CEO’su Jeff Weiner, firmanın ilk bir milyon kullanıcıya ulaşmasının 16 ay aldığını, ama yeni bir milyon kullanıcının sadece 11 günde eklendiğini açıkladı. Facebook da benzer bir deneyime sahiptir. İlk 150 milyon kullanıcıya ulaşmak 5 yıl almış, ama bunun ikiye katlanması sadece 8 ay sürmüştü.
Günümüzde sosyal ağların, dünya çapındaki görüş ve yenilikleri eskisinden çok daha hızlı yayacak global bağlantının sadece başlangıcı olduğu tartışılıyor. Bu ağların en büyük başarısı ise kendilerini kitlesel iletişimin mükemmel araçları haline dönüştürmeleri. Hem Twitter hem de Facebook, Barack Obama’nın başkanlık yarışında zafere ulaşmasına yardımcı olan çevrim içi kampanya stratejisinde çok önemli rol oynadı.
Sosyal ağ oluşturma siteleri neden pazarlamacıların ilgisini çekiyor? Çünkü siteler insanların kişisel ilişkilerini daha gözle görülür ve ölçülebilir hale getirdi. Yakında semantik web uygulamaları ve analizleri ile pazarlamacılar bugün hayal bile edemediğimiz bilgilere ulaşacaklar Herşey hiç olmadığı kadar şeffaf, ulaşılabilir ve gerçek zamanlı.
Facebook üyeleri, arkadaşlarına merhaba diyenler, çocuklar değil; her yaşta artan sayıda insan ağlara katılıyor. Yeni yapılan bir araştırmanın sonuçları ise katılımı en çok artış gösteren kitlenin orta yaş üzeri kadınlar olduğunu gösteriyor.
Sosyal medya ve dolayısıyla online iletişimin artık pazarlamada yeni bir boyut olduğunu kabul etmemiz, markamızı ve kurumları bu doğrultuda yönlendirmemiz gerekiyor. Online reklam projelerinde de başarı ve karlılık hikayeleri çoğalıyor ve bu alana yatırım yapmak kaçınılmaz görünüyor. Dikkat edilmesi gereken nokta ise sosyal medya ve online uygulamalarının ancak markanın ana iletişim stratejisi ile entegre kurgulanması durumunda başarıya ulaşabileceği.
İyi düşünülmüş, tutarlı sosyal medya çözümleriyle uzun vadeli ve etkili sonuçlar yaratmak mümkün.
Sosyal medyayı çeşitli şekillerde kullanmaya başlayan ilaç şirketleri giderek çoğalıyor. Ancak bu konuda karşımıza çıkan başarı hikayelerinin sayısı oldukça az ve ilaç sektörü tarafında online iletişim ve web’e ayrılan bütçe diğer sektörlerle kıyaslandığında oldukça düşük.
Konu ilaç pazarlama olunca etik ve diğer endişeler doğal olarak firmaların hareket alanını kısıtlıyor. İlaç firmalarının korkularından biri hastalarla internet iletişiminin off-label pazarlama olarak yorumlanabilmesi.
Web ve yeni pazarlama anlayışının ancak doğru organizasyonlarda ve doğru şekilde kullanıldığında başarılı olduğunu biliyoruz. Peki ilaç firmaları için pazarlama alanında web’e yatırım yapmak ne kadar doğru? İlaç firması tanıtımı veya farkındalık kampanyalarında sosyal medya ne kadar kullanılabilir? Hiç beklenmedik sonuçlarla karşılaşabilir miyiz?
İlaç firmaları, Wikipedia gibi sitelerde ürünleriyle ilgili yanlış girilmiş bilgileri bulup düzeltmenin onların görevi olup olmadığını bilmek istiyor. Online bir yorum içinde gelen advers ilaç reaksiyonlarını FDA'e raporlamaktan sorumlular mı? Tüm bu soruların yanıtlarını FDA dahil kimse bilmiyor.
Bu nedenle FDA geçtiğimiz Kasım ayında ilaç firmaları için sosyal medya kuralları konusunda beyin fırtınası yapmak üzere iki günlük bir oturum düzenledi. Konuşulan konular oldukça ilginçti.
Sosyal medyanın, pazarlamanın yanında ilaç hayat döngüsünü oluşturan değişik süreçlere de dokunabildiği daha da netleşti. Regülasyon kurumları açısından bir ilaç ürünüyle ilgili her bildirimin önemi var ve global iletişim pastasında gitgide büyüyen sosyal iletişim ağları bu tip bildirimlerle dolup taşıyor. Ürün sahibi firmaların sosyal medyayı ‘off the record’ izlemeye çoktan başladığı bilinen bir gerçek; fakat bu araçların resmileşmesi, yani bu mecraları da resmen izleme zorunluluğu getirilirse, sektörün dijital dünyada nasıl konuşlanacağı asıl merak konusu.
Sektörümüz için de internetin sunduğu iletişim fırsatlarının daha iyi kavranması, bu mecrada söz sahibi fikir önderleriyle ilişkilerin güçlendirilmesi, ortak bir platform oluşturularak sağlık alanında bilgi akışı sağlanması ve eğilimlerin takip edilmesine yönelik sosyal medya dinamiklerinin içselleştirilmesi hakkında eğitimler, toplantılar düzenlenmesi gerekiyor. Artık sektörümüz istatistiklerin ötesinde farklı bir anlayış ve öngörü geliştirebileceği birliktelikleri ve paylaşımları arıyor. Kontrol edilemeyen ama şekillendirilebilen bir mecra olan internet medyasında “iletişim yönetimi”nin ne gibi ölçümlenebilir parametrelere dayanabileceği konusunda ciddi çalışmalar yapılması şart. İlaç sektörü tarafında online iletişim ve web’e ayrılan bütçe ise diğer sektörlerle kıyaslandığında oldukça düşük. İnternetin bizlere sunduğu bu sınırsız paylaşım dünyasını keşfetmenin ve bu alana yatırım yapmanın ilaç ve sağlık sektörüne önemli avantajlar sunacağına inanıyoruz. Tabii bu konuda kurumsal paradigmaların değişimi ve sonuç getiren gelişmelerin görülmesi zaman alacaktır. |